HEDEFLERİMİZ: ZF 2025

OTOMOTİV SEKTÖRÜ KÖKLÜ BİR DEĞİŞİM SÜRECİNDEN GEÇİYOR. BİZ BU DEĞİŞİMİ AKTİF BİR ŞEKİLDE ŞEKİLLENDİRİYORUZ.

ZF, net bir şekilde tanımlanmış stratejik hedeflerinden güç alarak kapsamlı sistem çözümleri sunan, lider bir teknoloji şirketi olmayı amaçlamaktadır.

Kalite, teknolojide liderlik ve yenilikçilik, kuruluşundan bu yana ZF'nin kimliğini şekillendiren nitelikler olmuştur. Geleceğe bakarken, trend belirleyici teknolojilerle ulaşımı, daha emniyetli, verimli ve sürdürülebilir hale getirebilme kabiliyetimiz, yaptığımız her şeyde bizleri motive etmeye ve tanımlamaya devam ediyor.

Küresel pazarlardaki büyük değişimlere başarıyla yanıt verebilmek için, ZF 2025 kurumsal stratejimiz ile geçtiğimiz yıllarda, gelecekteki kurumsal gelişmemizin zeminini oluşturacak önemli çalışmalar yaptık. Bu şekilde piyasada tüm sektörün ayak uydurmak zorunda kalacağı büyük değişimlere kendimizi hazırlıyoruz. Bu tür değişiklikler Çin gibi uzun vadede büyüyecek pazarları, pazardaki yeni oyuncuları ve dijitalleşmeye doğru giden çok çeşitli teknolojik değişimleri kapsıyor. Elektrikli tahrik sistemleri, artan iletişim ve otonom araçlar ulaşımı temelden değiştirecektir.

ZF bu değişimi şekillendirmeyi amaçlıyor ve örneğin geçmişte ABD menşeli olan TRW Automotive şirketini Aktif ve Pasif Emniyet Teknolojileri Bölümü olarak bünyesine katmak veya E-Mobilite Bölümünü oluşturmak yoluyla şirketi bu gelişmelere göre yönlendiriyor. Bu örneklerin ikisi de, emniyet, verimlilik ve otomatik sürüş alanlarında çığır açıcı teknolojilerle ulaşımı nasıl şekillendirmeyi amaçladığımızı göstermektedir. Buna ulaşmak için gelecek yıllarda odaklanacağımız beş stratejik hedefi tanımladık.

GELECEĞİN ULAŞIMI İÇİN MEGATRENDLER

ZF, verimlilik, emniyet ve otomatik sürüş gibi megatrendler ile ilişkili tüm teknolojileri tek bir çatı altında bir araya getiriyor ve bundan dolayı gelecek için en iyi şekilde hazırlanıyor.

Yakıt tüketimi ve emisyonları çok düşük olan araçlara günümüzde de yollarda rastlayabilirsiniz. Elektrikli tahrik sistemlerinin kullanımındaki artış, verimliliği daha da artıracaktır. Araçta tüketimle ilişkili sistemler arasındaki iletişim daha da geliştirilirse ve araçlar, yolun yönü ve güzergahı gibi kendi çevreleri ile ilgili bilgileri kullanırlarsa çok daha fazla fayda sağlanabilir.

Sensörler, yüksek çözünürlüklü kameralar ve aynı zamanda yazılım algoritmaları ve araç içi bilgi işlem sistemi bunu mümkün kılar: gelecekte araçtaki akıllı sistemler tehlikeli durumları sürücüden bağımsız olarak tespit edebilecek, yorumlayabilecek ve otonom frenleme veya kaçınma manevralarıyla hızlı ve doğru tepki verebilecektir. Bu ise araçlardaki emniyet standardını yeni bir düzeye taşıyacaktır.

Bu teknoloji şimdiden var: Sensörler aracın çevresinde ne olup bittiğini tam olarak kaydediyor, kameralar şeridi takip ediyor ve hatta trafiş işaretlerini “okuyabiliyor”, araçtaki bir kumanda cihazı en iyi sürüş manevralarını hesaplamak için bilgiyi kullanıyor ve direksiyon sistemini, frenleri ve tahrik sistemlerini otomatik çalıştırıyor. Bu, gelecekte trafiğini tanımlayacak olan otonom sürüşün temel unsurudur.

ZF GELECEĞİN ULAŞIMINI NASIL ŞEKİLLENDİRİYOR?